Tekfircilik: Hakmı Batılmı?
Tekfir Nedir?
Tekfir: Bir Müslümanı, İslam dairesinden çıktığını (kâfir olduğunu) iddia etmek ve ona bu hükmü vermektir. Açıklama: Tekfir, İslam’da çok hassas ve tehlikeli bir meseledir. Gelişigüzel yapılan tekfirler, hem bireysel hem toplumsal anlamda büyük fitnelere ve bölünmelere sebep olmuştur.
Ayetlerle Tekfir Meselesi:
a. Hakkıyla Tekfir Gerekli Olduğunda: “Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (Maide, 5/44)
Bu ayet tekfirin varlığını inkâr etmeyen, ama uygulamasını doğru şartlara bağlayan bir örnektir.
b. Haddi Aşan Tekfirin Tehlikesi: “Ey iman edenler! Allah’a iman edin… Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, o apaçık bir sapıklığa düşmüştür.” (Nisa, 4/136)
Bu ayet iman esaslarına dair açık inkar olmadıkça tekfirin meşru olmayacağını işaret eder.
Hadislerle Tekfir Uyarısı:
“Bir kimse kardeşine ‘Ey kâfir!’ derse, bu söz mutlaka ikisinden birine döner.” (Buhari, Edeb 44; Müslim, iman 111) Bu hadis, haksız tekfirin büyük günahlardan biri olduğunu ve söyleyene geri döneceğini belirtir.
Alimlerin Görüşleri:
Ehli Sünnet Görüşü (İmam Ebu Hanife, İmam Malik, İmam Şafi, İmam Ahmed) “Bir Müslümanı tekfir etmek, ancak açık ve kesin bir delille olur. Şüphe varsa tekfir haramdır.” İmam Nevevi: “Şüphe varsa tekfirden kaçınılır.”
Prensip: “Tekfirde ihtiyat esastır. Şüphe varsa, Müslüman olarak bırakılır.”
Tekfircilik (Gelişigüzel Tekfir) Bir Sapmadır
Hariciler, tarihte ilk tekfirci topluluktur. Amel sebebiyle (büyük günah işleyen) Müslümanları tekfir etmişlerdir.
Peygamber (s.a.v) bu fırka hakkında şöyle buyurmuştur: “Onlar ok yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar…” (Buhari, Fedailü Ashab 37) Bu, tekfirde aşırılığın sapkınlık olduğunu bildiren sahih bir uyarıdır.
Tekfirin Şartları (Ehli Sünnet’e göre)
Açık inkâr olmalı (iman esaslarından birini) Delil gitmiş olmalı (bilgi verilmiş olmalı) Hüküm Alim tarafından verilmelidir. Tefsir, cehalet veya hata olasılığı kaldırılmalıdır.
Sonuç: Tekfir Haktır Ama Şartlara Bağlıdır
Tekfir vardır, ancak keyfi yapılması batıldır. İslam’da tekfir etmek âlimlerin işidir, halkın değil. Tekfircilik, İslam ümmetine zarar veren modern bir fitnedir.
Bugünkü Yansımaları (DAEŞ, Harici Akımlar vs.)
DAEŞ gibi yapılar, tekfiri silaha dönüştürmüş, Müslümanlara kıymışlardır. Bu anlayış Ehli Sünnet’le bağdaşmaz.
Kaynaklar: Kur’an-ı Kerim (Nisa, Maide, Tevbe, Enfal sureleri) Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim. İmam Nevevi Şerhu Müslim. İbn Teymiyye “es-Sarimu’l-Meslul” Yusuf el-Karadavi ‘’Tekfir Fitnesi” İbn Abidin “Reddü’l Muhtar”
Bizim son sözümüz:
Tekfir; iki tarafı keskin bir bıçak gibidir! Bir tarafı ile din kardeşini keserken, diğer tarafı ile de kendini kesiyorsun lakin farkında değilsin? Tekfir, bu ümmetin başına bela olarak altın tepside sunulmuş şeytani bir illettir! Bu tepsiyi hazırlayanlar ise, Hz. Ali’yi şehit eden ‘Haricilerdir’. İslam da tekfir vardır denilerek güzelce ambalaj edilip bu illeti ümmetin içine servis ettiler. Bu şuna benzer; araba sürmeyi bilende bilmeyende trafiğe çıkıp kazalara ve ölümlere sebebiyet veren insanların haline benzer? Evet, araba sürmek dinimizce de, sakıncası olmayan bir durumdur.
Tıpkı tekfirin din de olması gibi? Lakin dinimiz araba sürmeye ruhsat veriyor diye her önüne gelende araba sürecek diye bir kaidesi yoktur. Ehliyetsiz birine arabayı teslim ederseniz, hem kendisine hem de başkalarına zarar vermesi kaçınılmaz olur. İşte tekfirde böyle bir meseledir? Tekfirin ne olup ne olmadığını bilmeyen her insanın ağzına sakız yaparsanız, o insan en sonunda ana ve babasını bile tekfir etmeye başlar! Bizim sizlere tavsiyemiz, bu iki tarafı keskin olan bıçak (tekfir) ile uğraşacağınıza, ilim öğrenmeniz sizin için daha hayırlı olur diye düşünyorum.
Sosyal ağlarda bir birlerini tekfir eden insanların hallerini görüyoruz. Zerre kadar ne İslamiyet’e nede insanlığa faydası olmayan boş insanlar gibi, din kardeşlerini tekfir ediyorlar! Ayrıca tekfir etmeyi Allah’ın bir emri olan Cihad farziyeti yerine koyuyorlar. Afedersiniz lakin bunu belirtmek zorundayım. Daha taharetin nasıl alınması gerekir hususunu bilmeyenler, sosyal ağlarda mücahitlik taslayarak Müslümanları tekfir ediyorlar. İslam’ın fıkhını, usulünü, edep ve ahlakını bilip öğrenmeden gidip tekfir gibi meseleleri öğrenmeyi kendilerine farz kılıyorlar.
Yazık! Üzülüyorum, ümmet olarak cahil bir topluluk haline geldiğimiz için. Öğrenilmesi ne farz nede Sünnet olan meseleleri öğrenip, öğrenilmesi hem farz hem de Sünnet olan asıl ilimleri öğrenmiyoruz! Sonrada dönüp dünyada İslam ümmetinin durumu neden böyle diyerek onu bunu veya siyasetçileri eleştiriyoruz. Unutmayınız! ‘Şeytan, içi boş bir silahı değil, içi boş bir kafayı doldurur!’ Diyerek bu meseleyi burada sonlandırıyoruz.
Kaynak: Celal Yağmur / Türkiye’de İslam adlı eserinden