Bize Kur’an Yeter Diyenler
Son dönemlerde bazı kesimler ‘Bize sadece Kur’an yeter, hadislere gerek yok’ diyerek sünneti ve Hz. Peygamber’in (s.a.v) öğretilerini devre dışı bırakmaya çalışmaktadır. Bu yaklaşım, zahirde Kur’an’a bağlılık gibi görünse de, özünde Kur’an’ın mesajını eksik ve yanlış anlamaya yol açan sapkın bir tutumdur. İslam dininin iki temel kaynağı vardır: Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in (s.a.v) sünneti. Sünnetin yazılı hale gelmiş şekli ise ‘hadisler’ dir. Ancak günümüzde ‘Kur’an Müslümanlığı’ veya ‘mealcilik’ adı altında bazı çevreler hadisleri ya tamamen inkar etmekte ya da çok dar bir çerçevede kabul etmektedir. Bu tutum hem İslam’ın temel yapı taşlarını zedelemekte hem de ümmetin birliğine zarar vermektedir.
Hadis inkarcılarının çok kurnaz bir metod’ları vardır! Bunlar güya Peygamberin sözlerini değil, o sözleri nakledenlere (Ravilere) güvenmediklerini iddia ediyorlar. Bu iddia ile de güya Peygambere saygısızlık yapmamış oluyorlar? Birde Kur’an’dan başka kimsenin sözüne itaat etmemeyi dile getiriyorlar. Sizin anlayacağınız, Peygamberi devre dışı bırakmak istiyorlar! Halbuki, İslam’dan Peygamberi çıkarırsak, dinin yarısı yok olur! Çünkü Kur’anı bizlere açıklayan (tefsir) eden O dur. Kur’an bizlere namazı emretti lakin onu nasıl kılacağımızın şeklini de Peygamber ile bizlere öğretti. Eğer hadisleri yok sayarsak, namazı da yok saymış oluruz. Namazı yok sayarsak, Kur’anı yok saymış oluyoruz!
Adamlar bize Kur’an yeter, başka kitaplara ihtiyacımız yok diyorlar ama, kendileri cilt cilt kitap basıp satıyorlar? Hadis kitaplarını ve Alimlerin kitaplarını okumayın diyerek, kendi kitaplarının okunmasını istiyorlar. Madem Kur’an bize yetiyorsa neden sizler kitap yazıyorsunuz ey yalancılar! Biz bu dinin mutlak müçtehitlerin en büyüğü olan İmam Ebu Hanefi’nin kitabını okumayalım da, sizin gibi yalancıların kitaplarını mı okuyalım! Onların isimlerini buraya yazardık lakin, telif hakkı kanunlarına aykırılık olacağından yazamıyoruz. Aşağıda delilleri ile birlikte bu konunun İslam’a aykırı olduğunu anlattık.
Kur’an, Sünnete İtaati Emreder
Kur’an-ı Kerim, sadece Allah’a değil, O’nun elçisine de itaati emretmiştir: ‘Kim Resûle itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur’ (Nisa 4/80)
‘Allah’a ve Resulüne itaat edin ki merhamet olunasınız’ (Ali İmran, 3/132) Bu ayetler, Peygamber’in (s.a.v) söz ve uygulamalarının Kur’an’a eşlik eden bir vahiy kaynağı olduğunu açıkça ortaya koyar.
Peygamber (s.a.v) Sadece Kur’an’ı Okumakla Yetinmedi
Peygamber Efendimiz (s.a.v), Kur’an’ı sadece tebliğ etmekle kalmamış, onu açıklamış, uygulamış ve hayatına geçirmiştir: ‘Sana da bu zikri (Kur’an’ı) indirdik ki insanlara kendilerine indirilenleri açıklayasın’ (Nahl, 16/44) Bu ayet açıkça göstermektedir ki, Hz. Muhammed (s.a.v) açıklama göreviyle de görevlendirilmiştir. Dolayısıyla Kur’an’ı yalnızca metin olarak okumak değil, onun Hz. Peygamber tarafından açıklanmış biçimini anlamak gerekir.
Sünneti Reddetmek, Kur’an’ı da Reddetmektir
Sünneti reddeden kişi, dolaylı olarak Kur’an’ı da reddetmiş olur. Zira Kur’an’da açıkça peygambere itaat emredilmiştir. Ayrıca Kur’an birçok ibadeti (namaz, oruç, hac vs.) farz kılar ama bu ibadetlerin nasıl yapılacağına dair detayları sünnet açıklamaktadır. Örneğin: Namaz kılın’ (Bakara 2/43) denir ama bu namazın nasıl kılınacağı sünnette öğretilmiştir. Sünnet olmadan İslam’ı tam anlamıyla yaşamak imkânsız hale gelir.
Hadisleri Reddetme Akımı Yeni Değil
Hadis inkarcılığı ilk defa ortaya çıkmamıştır. İmam Şafi döneminde de bazı gruplar sadece Kur’an’ı esas alma iddiasıyla sünneti dışlamış, fakat Alimler bu görüşleri kesin delillerle çürütmüştür. İmam Şafi bu konuda şöyle der: ‘Allah’ın emrini anlamak için Peygamber’in sünnetine muhtacız’
Modern Mezhepsizlik ve ‘Kur’an Müslümanlığı’ Tuzağı
Günümüzde ‘Kur’an Müslümanıyım’ diyerek hadislere sırt çeviren akımlar, aslında dini bireysel arzularına göre şekillendirmek isteyen bir anlayışın tezahürüdür. Bu kişiler, dinin bağlayıcılığından kurtulmak için sünneti dışlama yoluna gitmektedirler. Fakat bu tutum, İslam’ın temel yapı taşlarından birini yıkmak anlamına gelir.
Sonuç: Kur’an ve Sünnet Ayrılmaz Bir Bütündür. Kur’an ve Sünnet, İslam’ın iki temel kaynağıdır. Kur’an’ı anlamak ve uygulamak, sünnet olmadan mümkün değildir. Sünneti reddetmek, Kur’an’ı eksik anlamaya ve İslam’ı tahrife götürür. Gerçek mü’min, Kur’an’a sımsıkı sarıldığı gibi, Resulullah’ın (s.a.v) sünnetine de aynı hassasiyetle bağlı kalmak zorundadır. ‘Size iki şey bırakıyorum; onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapıtmazsınız: Allah’ın Kitabı ve Peygamberinin Sünneti’(Muvatta Kader)
Hadis inkarcılığı, sadece bir ilmi tartışma değil, aynı zamanda ümmetin itikadi ve ameli bütünlüğüne yönelmiş bir tehdit olarak değerlendirilmelidir. Kur’an ve sünnet bir bütündür. Biri olmadan diğerini tam anlamak mümkün değildir. Günümüzde bu sapkın anlayışlara karşı ilmi mücadele zaruridir. Genç nesillerin bu tür akımlardan korunması için sahih ilim ve kaynaklarla donatılması elzemdir..” Devamı için Türkiye’de İslam adlı kitabımızı indirin
Kaynak: Celal Yağmur’un Türkiye’de İslam adlı kitabından