Rabıta: Şirk midir?
Tanım: Rabıta, kelime anlamı olarak “bağlanmak, ilişki kurmak” demektir. Tasavvufta, müridin (talebenin) kalben mürşidine yönelmesi, onun hâl ve makamından istifade etmek maksadıyla zihnini ve kalbini ona yoğunlaştırmasıdır.
Bazı kişiler, rabıtayı şirkle ilişkilendirmekte ve “Allah’tan başkasına yönelmek” olarak değerlendirmektedir. Ancak bu iddianın geçerli olabilmesi için mürşide ibadet etmek, onu ilah edinmek gerekir ki, bu durumda zaten rabıta değil açık şirktir. Fakat rabıta, mürşidi ilah edinmeden, sadece vesile görmek ve onu Allah’a yaklaştıran bir yol olarak kabul etmek şeklinde yapıldığında şirk değildir.
İmam Rabbani Mektubat’ta şöyle der: “Mürşide olan rabıta, Allah’a olan yönelişi artırır. Şirk değil, vesileliktir.”
Abdülkadir Geylani: “Mürşide olan muhabbetin kalpte yeri vardır. Kalp kime yönelirse, ondan feyz alır.”
Diyanet Fetvası: “Rabıta, mürşidi Allah’ın rızasına vesile kabul edip onu örnek almak suretiyle yapılırsa caizdir. Ancak mürşidi ilahlaştırmak açık şirktir.”
Rabıta ibadet değildir, tevessül (vesile) gibidir. Rabıtada amaç, mürşidi değil, Allah’ı hatırlamaktır. Mürşid canlı ya da vefat etmiş olabilir; önemli olan onun halinden istifadedir. Mürşidden medet ummak, onun hakkında “ol deyince olur” gibi ifadeler kullanmak şirke kapı açar!
Sonuç:
Rabıta, İslam’da doğru anlaşıldığında şirk değildir; tasavvufi bir eğitim ve terbiye metodudur. Şartı; Allah’ın yerine konmaması, sadece vesile görülmesidir. Kur’an ve Sünnet’te “salihlerle beraber olma” “vesile edinme” gibi kavramlar rabıtanın temel dayanaklarıdır.
Sonuç olarak şunu ifade edebiliriz ki, bizim bizzat bir şeyhe veya mürşide bağlılığımız olmadığından, rabıta gibi bir eylemimizde yoktur. Biz her zaman olayları örnekler ile değerlendirerek daha iyi anlaşılabilir olduğuna inanırız. Mesela; Ben Müslüman bir kardeşimi çok sevdiğimi düşünün? Öyle ki onu ara sıra düşünüyorum ve bunu da sırf onu Allah rızası için sevdiğimden yapıyorum.
Kısacası, benim ona olan bu muhabbetimin Allah rızası için olduğunu düşünün. Durum böyle olunca şimdi ben arkadaşıma rabıtamı etmiş oluyorum? Eğer bu rabıta ise, ve rabıta da şirkse, ben şirke mi düşmüş oluyorum onu düşünerek? Velhasıl, bizler Müslüman kardeşlerimize sürekli ‘Benim içinde dua et’ diye tavsiyede bulunuyoruz.
O halde, Şimdi Allah ile aramıza birini (aracı mı) koymuş oluyoruz? Dolayısı ile bu rabıta meselesi de ‘oy kullanmak haram mıdır, caiz midir’ meselesi gibi muallakta kalan bir meseledir. Son söz olarak; rabıta yapılması farz-ı ayn olan bir husus olmadığından ve Kur’an da açıkça yapılması da, yapılmaması da belirtilmeyen bir meseledir. Ben oy meselesinde olduğu gibi, bundan da uzak durmayı tercih edenlerdenim. Rabıtayı uygulayanlara da şirke düştüler diye bir iddiam olmaz..” Devamını okumak için Türkiye’de İslam adlı kitabımızı indirin
Kaynak: Celal Yağmur’un Türkiye’de İslam adlı kitabından